BozcaadaHABER - Mobil

Kıbrıs Gazisi Hüseyin Kocamış: İçimizde korku yoktu

Kıbrıs Barış Harekatı’nda görev yapan adalı 3 gazi ile Furkan Uysal röportaj yaptı. O günleri, anıları ve hatırladıkları detayları bu röportajda paylaşan gazilerden Hüseyin Kocamış ikinci röportajda misafirimiz...

Mobil Reklam
Kıbrıs Gazisi Hüseyin Kocamış: İçimizde korku yoktu
Tarih: 08-01-2018 23:00
1237 Okunma
Mobil Reklam

Kıbrıs’ta öğrenim gören Bozcaadalı Furkan Uysal, Kıbrıs Barış Harekatı’nda görev yapan adalı gazilerden üçüyle röportaj yaptı. Gaziler Erdoğan Şenol, Hüseyin Kocamış ve Sinan Tekin ile yapılan bu özel röportajlar üç gün boyunca Bozcaada Haber’de olacak. 


Furkan Uysal’ın röportajlarından ilki olan Erdoğan Şenol Röportajı’nı dün sitemizde yayınlamıştık. Bugün ise Hüseyin Kocamış röportajını aşağıda okuyabilirsiniz. 
64 yaşındaki Hüseyin Kocamış savaşa katıldığında 22 yaşındaymış. Turizmden emekli olan Kocamış doğma büyüme Bozcaadalı... Hüseyin Kocamış savaş esnasında yazdığı 10 sayfalık notları 1974 yılından bu yana hâlâ özenle sakladığını, o günleri tek tek not aldığını da iletiyor röportajında.

Kıbrıs Barış Harekâtı’na ne zaman katıldınız? 

19 Temmuz 1974’te Mersin’den hareket ettik, sabah 5 sularında Girne’deydik.

Savaşa katıldığınızı biliyor muydunuz? 

Biz Kıbrıs çıkarmasını daha önceden bilmiyorduk. Çeşme ilçesini tatbikat sonucu ziyarete gitmiştik. Oradaki inzibatlar acilen gemilere gitmemizi söylediler. Gemilere gittik, ardından diğer limanlardan cephane ve ikmal yapıp Kıbrıs’a gideceğimizi o zaman öğrendik. 19 Temmuz akşamı yola çıktık ve Mersin’den cephane ve yiyecek aldık. İkinci komutan anonsta bulundu; “Bizim savaşa gittiğimizi, gidip geri dönemeyebileceğimizi söyledi”. Biz de bu durumda çok duygulandık. Daha önce yapmış olduğumuz tatbikatlardan ötürü bu durum bize acemice bir şey olarak gelmedi. 

Çıkarmanın ilk günlerinde veya düşmanla ilk temasta duygularınız neler oldu? 

Ben, “TSK Adatepe” gemisinde görevliydim. Daha önce çok tatbikatta bulunduğumuz için bu durum bize acemi gelmedi. Aynı tatbikat gibi düşündük ama tabii ki savaşa gidiyorsunu, savaş daha ciddi bir durum, bir nevi ölüme gidiyorsunuz. Görevlerimizi yerine getirmeye gayret ettik. Ben savaş sırasında topun alt kısmında 25 kg’lık mermiyi topa veriyordum. Asansörle diğer arkadaşlar da üzerine düşen görevi yapıyordu. Biz Girne limanında, Beşparmak Dağları’nda daha önceden konuşlanmış Rum üstlerine ve belirlenen hedeflere denizden ateş açtık. 

Savaş içinde olmak, soydaşlara yardım etmek içinizde nasıl duygular uyandırdı?

Biz vatanımızı korumak, soydaşlarımıza yardım etmek amacıyla gittik. İçimizde korku yoktu. Biz tatbikata gider gibi gittik. Çünkü tecrübeliydik. Ölümü göre göre gittik. Dönemin Diyanet İşleri Başkanı ve Genel Kurmay Başkanı’nın duaları ve “Allah Allah” naraları atarak gittik. 

Yanınızda uğurlu saydığınız eşya var mıydı? 
Hayır yoktu, bulundurmadım.

Ailenize mektup yazdınız mı veya günlük defter tuttunuz mu? 

Mektup yazmadım. Birinci harekâttan sonra kendim yazıcı olduğum için yazıcı odasında pelüş kâğıdına yazmış olduğum 10 sayfalık bir hatıra defterim mevcut. Halen elimde mevcut, 1974’ten beri saklıyorum. Harekâtın nasıl olduğunu, neler yaşadığımızı, neler yiyip içtiğimizi, günü gününe samimi bir şekilde yazdım. Bundan yaklaşık 3-4 yıl önce Bozcaada’yı ziyaret amaçlı konaklama yerimize gelen Mesut Güney, Hürriyet Gazetesi’nde benimle yapmış olduğu bir röportajı da yayınladı. İşte o hatıra defterinden bir anı;

“Saatler geçmiyor. Sabahın saat altısı. 6.20’de ateşe başladık. 25 kilo olan mermileri toplara verdik, ateş kesildi. Kaportadan başımı çıkarttım. Bir de ne göreyim karşımda gayet güzel bir liman, Girne limanı ve sahiller. Çok yaklaşmışız. Evlerin büyüklüğünü küçüklüğünü tespit edebiliyorum. Fakat her yer duman, arada yangınlar görüyorum. Saat 12’ye doğru ikinci komutan anons ederek yemek alınsın dedi. Yemeklerimizi yanımıza aldık, savaş yerlerimize döndük. Çeyrek ekmek, peynir, kızarmış patlıcan ve karpuzdu yemeğimiz. Bitkindik. Kir içinde köy çobanlarına dönmüştük. Benim gibi bazılarımız yabanilere benzemiştik. Bir anda savaş durumuna geçtik. Devamlı emirler üzerine devamlı ateş. Hiç top atışı duymamış insan olsaydı o an çıldırabilirdi. Sarsıntıdan cam eşyalar yerlere düşüyor, florasan lambalar kırılıyorlardı.”

Karşılaştığınız, sizi üzen kötü olaylar, manzaralar ve ölümler oldu mu? 

Ölümler olmadı, biz kendimiz yanlış paroladan dolayı kendi uçaklarımız tarafından vurulduk. Herkesin bildiği gibi yanımızdaki gemi olan “Kocatepe”  gemisi battı. Biz de o anda yara aldık. Biz de batsaydık, ölen kişilerden biri de ben olacaktım. Çünkü atılan bomba suya düştü, geminin bordasını patlattı. Patlattığı yerin yakın kısmında cephane vardı ve cephanenin üzerinde de ben vardım. Yani Kocatepe’den sonra havaya uçacak olan bizlerdik. Tabii ki gemiler Amerika’nın vermiş olduğu eski gemiler olduğu için eski donanım, kendisini savunabilecek şekilde top tüfeği çok fazla değildi ve makine uçak savarı da bulunmamaktaydı. Savaştan sonra oraya uçak savar takıldığını duydum.

Diğer Mehmetçik ve komutanlarla aranız nasıldı?

Gayet iyiydi, hatta albayımıza gizli evrakları ben çıkarırdım. Yazıcı olduğum için bize atılan uçaktan merminin, topun enini, boyunu, şeklini ilk önce görenlerden ve not alanlardan biriydim. Onu ben gizli evrak olduğu için ulaştırmıştım. Tabii ki ileri ki tarihlerde bu gazetelerde ve televizyonlarda basına yansıdı. Görevimiz dâhilinde hepsinden haberdar oluyorduk. 

Arkadaşlarınızdan şehit düşen oldu mu?

Gemide şehit düşen olmadı. Bir astsubay ve İzmirli Burak isminde bir arkadaşım bombanın patlamasıyla kazan dairesinde bulunan sıcak suyun gümlemesiyle yanmış bulundular. Ardından onları da helikopter ile Mersin’e hastaneye götürdüler. 

Savaş sırasında ve sonunda Kıbrıs Türkleri’yle bire bir temasınız oldu mu? Zaferle ilgili ve Yavru Vatan Kıbrıs’la ilgili bugün neler düşünüyorsunuz? 

Birinci Harekâttan sonra geminin tadilat ve onarımı için Mersin’e çıktık. Kıbrıs Türkleri Mersin’e gitmişlerdi ihtiyaçları için. Savaş zamanında yolcu feribotu kesildiği için orada kalmışlar. Bizleri görünce boyunlarımıza atladılar ve ağladılar. “Bizi zulümden kurtardınız” dediler. Sonrasında sivillik hayatımda gitmedim, gitmek istiyorum. Güncel olarak her zaman takip ediyorum. Bizim orada harekâtı yapma amacımız Türkleri kurtarmak ve barış getirmekti. Fakat Türkiye Cumhuriyeti’ni orada Rumlar işgalci olarak tanıyorlar. Bu durum da hoşuma gitmemekte.

Yarın - Kıbrıs Gazilerinden Bozcaadalı Sinan Tekin: “Sular zehirlidir diye içemedik”


Mobil Reklam

YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


DİĞER HABERLER

Mobil Reklam

Mobil Reklam