BozcaadaHABER - Mobil


Tanrı, İnsanlar Kendilerini Ait Hissetsinler Diye Bozcaada'yı Yaratmış

Tarih: 14-10-2015 21:20
2485 Okunma
Heredot bugünlerde yaşasaydı "Tanrı, insanlar uzun ömürlü olsunlar diye Bozcaada' yı yaratmış" demek yerine" Tanrı, insanlar kendilerini ait hissetsinler diye 
Bozcaada' yı yaratmış" derdi diye düşünüyorum. 
 
Günümüz yalnız modern insanının boğuşmakta olduğu türlü varoluşsal sorunlarından biri de aidiyet kavramı. Hepimiz zaman içinde kendimize yeni aidiyetler, kimlikler yaratırız. Bu tuttuğumuz futbol takımı da olabilir, siyasi görüşümüz de, çalışmakta olduğumuz işimiz de. Bu yarattığımız kimliklerin mutlaka geçmiş yaşantılarımızdan kalma temelleri vardır. Örneğin hayatı boyunca ücretli işçi olarak zor şartlarda çalışmış bir kişide bu sol siyasi görüşe sahip olma şeklinde vuku bulabilir. Tam tersi olduğu durumlarda muhakkak olmakla birlikte insanların yaşamları boyunca aldıkları yaralar genelde kimlik oluşumunda en büyük etkendirler. Bir de sahip olduğumuz, değiştiremeyeceğimiz, hayatımız boyunca yansımalarını hissedeceğimiz memleket kavramı vardır. Memleket kavramını kimliğimizde yazan sıradan bir yer olarak tanımlamak yerine, kendimizi ait hissettiğimiz, oralı olmaktan mutlu olduğumuz yer olarak tanımlamak isterim.
 
Günümüz modern şehirli insanının da işte en büyük sıkıntılarından biri memleket kavramıdır. Şehirli insan diyorum çünkü şehirde yaşayan insan genelde o şehirden başka bir yerden gelmiştir ve ait olduğu topraklardan kopmuştur. Küçük bir kasabada yada ilçede yaşayan bir insan ise çoğunlukla bu sıkıntıyı hissetmez. Yaşadığı ilçede belli bir halk vardır, kültür vardır, kendine özgü gelenek ve görenek vardır. Bu insan doğal olarak bu mevcut düzene dahil olur ve kendini bu düzenin bir parçası hisseder. Büyük bir şehiri düşünürsek, örneğin, İstanbul' da yaşayan bir insanın kendini şehre, kültürüne, düzenine ait hissetmesi mümkün müdür? İstanbul' da yaşayan bir insan olarak cevap verme hakkını kendimde buluyor ve mümkün değildir diyorum. İstanbul' a kendinizi ait hissedemezsiniz, en fazla ayak uydurabilirsiniz.
 
 
Biz Bozcaadalılar ise böylesine güzel bir memleketimiz olduğu için şanslıyız. Bozcaadalılar derken köken olarak adalı olanları ve kendine memleket olarak Bozcaada' yı seçenleri kastediyorum. Bu noktadan sonra yani aidiyet başladıktan sonra Bozcaada bizim için Bozcaada olmaktan çıkar, adı sadece ada olur. Nasıl İstanbul(Prens) adalarında yaşayanlar kendilerini adalı olarak tanımlıyorlar ise bizde kendimizi adalı olarak tanımlarız. Dünyadaki diğer bütün adalar bizim için özel ismiyle anılan adalardır. Örneğin Büyükada' ya     gideceksek adaya gidiyoruz diyemeyiz, orası Büyükada' dır. Bizim için ise tek bir ada vardır, o da Bozcaada' dır. 
 
Esas söylemek istediğime gelirsek, İstanbul' da doğmuş, büyümüş ve hayatını İstanbul' da idame ettiren fakat neredeyse yedi göbek ailesi Bozcaada' lı olan ve kendini adalı olarak hisseden biri olarak ben kimim ve nereliyim? Bana kalsa ben adalıyım ama bir yanda yaşadığım ve maalesef ayrılamadığım İstanbul gerçeği var.
 
Konuyla ilgili size çocukluğumda adada geçen bir hikayeyi anlatmak isterim. Adalı, İstanbullu karışık bir arkadaş grubu ilkokulun bahçesinde basketbol oynamak için toplanmıştık. Adalılar ile İstanbullular olarak iki takım oluşturup maç yapmaya karar verdik. Takımları oluşturduğumuzda kendimi İstanbullular takımında buldum. Halbuki ben adalılar takımında olmak istiyordum. Takımları değiştirelim, benim dedelerim bile adalı, ben adalılar takımında olacağim dediğimde ise adalı bir arkadaş itiraz etti. Gerçek adalı kışın adada yaşayandır. Sen istanbullusun ve adaya ancak yazları geliyorsun dedi. İşin özü haklıydı da fakat şöyle bir durum vardı. Ben İstanbullu arkadaşlardan da farklı hissediyordum kendimi. Örneğin onlar bayram tatili diye adaya gelirken, biz büyüklerimizi ziyaret için adaya gelirdik. Onlar yazlıklarında kalırken, biz dede yadigarı evimizde kalırdık. Onlar, seni cumada göremedim diyen adalıya ben küçük camiye gittim bu seferlik yalanını bilmezlerdi. Yolda yürürken beşinci defa karşılaştığın adalıyı ise " Eveeett" 
diye selamlamanın adalılara özgülüğünden hiç bahsetmiyorum bile. Sonuç ne oldu hatırlayamıyorum ama muhtemelen bu olay kimliğim ve aidiyetimle ilgili ilk sorgulamamdır. Çünkü kendimi adalı olarak hissederken, birden İstanbullu olabileceğim gerçeğiyle başbaşa kalmıştım.
 
Kişisel bir tercih olsun yada olmasın hepimiz için bir Bozcaada ve bu neredeyse kendine has şartları itibariyle Türkiye' nin tüm memleketlerinden farklı olan güzelim memleketimiz gerçeği var. İstanbul' da insanlar çoğunlukla hiçbir yere ait değiller. Herkesin kağıt üzerinde bir memleketi var, şanslı olanlar ise ara sıra gidip geliyor, bağlarını koparmıyorlar. Fakat olayı toprak, toprağa aidiyet bazında değerlendirdiğimizde, İstanbul' daki memleket anlayışı bizimkisinden farklılaşır. Burada memleketten anlaşılan genelde hemşericiliktir. Biz adalılarda ise hemşericilik olmakla beraber esas olan toprağı, denizi, rüzgarı yani bütünüyle adayı sevmektir. 
 
Hepimizin ada hikayesi başkadır ama hepsi en nihayetinde ada sevgisine, ada aidiyetine bağlanır. Başka insanlarda gözlemlediğim, memleketsizlik, vatansızlık, yaşanılan topraklara yabancılaşma durumu her zaman ürkütmüştür beni. Ne mutlu ki bizim böylesine güzel, böylesine gerçek bir aidiyetimiz ve vatanımız var. Tüm kendini adalı hissedenlere selam olsun..
 

YORUMLAR
2 Yorum

fatih güler - 17-10-2015 16:51
"İstanbul'a kendinizi ait hissedemezsiniz, en fazla ayak uydurabilirsiniz." naif bir hikayenin başlangıç cümlesi gibi...

Ceren Saka - 14-10-2015 22:02

Ne kadar dogru ait hissetmek, aidiyet duygusu..Cok cok guzel ve icten bir yazi olmus kalemine saglik..



YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


YAZARIN DİĞER YAZILARI