BozcaadaHABER - Mobil

Mobil Reklam

Şarap söyleşisinde ‘önoturizm’ konuşuldu

BOZTİD’in organizasyonu ile gerçekleşen Şarap Söyleşileri’nin bu yılki konukları Bağ Ürünleri Uzmanı ve Yazar Göknur Gündoğan, Çamlıbağ’dan bağcı Günay Yurdakul ve Corvus’tan da bağcı ve mimar Reşit Soley oldu. Salhane’de gerçekleşen söyleşide önoturizm konusu ön plana çıktı.

Mobil Reklam
Mobil Reklam
Mobil Reklam
Şarap söyleşisinde ‘önoturizm’ konuşuldu
Tarih: 03-07-2022 17:26
1194 Okunma
Eflatun Konuk Evi
Mobil Reklam
Mobil Reklam
Mobil Reklam

Salhane’de bu sene üçüncü defa gerçekleşen Şarap Söyleşileri’nin konukları Göknur Gündoğan, Günay Yurdakul ve Reşit Soley oldu. Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği (BOZTİD) tarafından gerçekleşen söyleşide özellikle önoturizm konusu konuşuldu.

Kısa bir süre önce Murat Yankı ile birlikte hazırlanan “Türkiye Önoturizm Rehberi”ni hazırlayan, daha önce de “Kim Korkar Şaraptan”, “%100 Şarap” kitaplarını Türkçe’ye çeviren Bağ Ürünleri Uzmanı, Yazar Göknur Gündoğan, önoturizmin (yani Bağcılık ve Şarapçılık Turizmi) bağcılık geçmişi olan yerler için son derece önemli bir turizm şekli olduğundan bahsetti. Avrupa’daki birçok ülkenin önoturist çekerek, ciddi rakamlarda turizm geliri elde ettiğini dile getiren Gündoğan, “Bu öyle bir şey ki, bir tren düşünün arkasına takılacak yerel bazda değerleri savunabilirsek ciddi bazda bir turizm gelirinden söz edebiliriz. Çevreye çok daha saygılı ve duyarlı, doldur boşalt turizmden ziyade, hem küçük-orta ölçekli otellerle, üretilenin yerelde tüketildiği bir model olabileceğini düşünüyorum önoturizmin” dedi.

Söyleşiye katılan Reşit Soley de önoturizmin aslında agroturizmle birlikte anılması gerektiğinden bahsetti. Soley, İtalya örneğinden yola çıkarak yaptığı konuşmada, “Önoturizmin arkasında agroturizm vardır. İtalya hükümeti, batmakta olan ekonomisini ayağa kaldırmak için bir proje yaptı. Bu proje küçük aile şirketlerinin ayağa kaldırılmasıydı. Kuzey İtalya bununla çok zengin oldu. Yerel değerlerin ortaya çıkarılması politikası çok akılcıdır. Burada esas olarak, Devlet’in önünü açması, ardından yerel yönetimlerin buna katkısı ve yereldeki halkın bunu kabullenmesi esastır. Fakat Türkiye’de, Devlet’in Bozcaada için bir politikası yok, yerel yönetimin ada için katma değer katacak bir politikası yok, yereldeki halkın da babasından kalan kadim bilgiyi çocuklara aktarmak gibi bir kaygısı yok. Yani İtalya’da olanın tam tersi adada yaşanıyor” diyerek iki ülkenin bakış açısını karşılaştırdı.

Günay Yurdakul da hem gençlerin bağcılıktan uzaklaştığından hem de devletin bağcılık ve şarapçılıkla ilgili faaliyetlere destek vermediğinden bahsettiğini konuşmasında, “Akranım olup da adada bağcılıkla uğraşan bir kişi var. Akranıp olup da şu an ya otele gelecek müşterileriyle ilgilenen ya da akşam işletmesine gelecek kişilerin rezervasyonlarıyla ilgilenen çok kişi var. Adanın gerçeği biraz böyle. Yıllar önce çıkan torba yasayla reklam ve birçok şey yasaklanmıştı. O dönem adamızda sevgili Mehmet Talay’ın Sulubahçe’de oluşturduğu bağ rotası vardı. İnsanların buraya geldiklerinde üzüm çeşitlerini görmeleri istenmişti. Fakat o da amacına ulaşamadı. Onu yeteri kadar tanıtamadık, duyuramadık. Ufacık adada 6 şarap üreticisi bir araya gelip sorunlarımızı konuşalım desek, eminim 1-2 tanemiz vakit ayıramayacak ve bir araya gelemeyeceğiz. Memleket olarak da devlet desteği yok, herkes kendi olanaklarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyor” dedi.

 

 


Mobil Reklam
Mobil Reklam
Mobil Reklam
Mobil Reklam
Mobil Reklam

YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


DİĞER HABERLER